Başkomutanlık kanunu 5 Ağustos 1921 tarihinde, Kütahya- Eskişehir muharebelerinden sonra, durum kötüye
gitmeye başlayınca TBMM’nin Mustafa Kemal Paşa’ya Türk Ordusunun Başkomutanlığını
verdiği tarihi öneme sahip bir kanundur.

Bu kanun daha sonra üç kez daha uzatılmış, 20 Temmuz 1922
ise Mustafa Kemal Paşa’nın Başkomutanlık yetkisi TBMM tarafından süresiz olarak
uzatılmıştır. Mustafa Kemal Paşa bu yetkisini 29 Ekim 1923 tarihine kadar
kullanmıştır.
Kanunun uzama görüşmeleri esnasında zaman zaman gerginlikler
olmuş, özellikle Sakarya Zaferinden sonra yapılan görüşmelerde muhalifler
başkomutan Mustafa Kemal’in yetkilerini kaldırmak için mecliste yokluğunu fırsat
bilip bu kanun hakkındaki görüşlerini
dile getirmişlerdir.
Mustafa Kemal ise meclis tutanaklarından görüşmeleri takip
etmiş ve mecliste yaptığı konuşmayla hepsine cevap verip, konu hakkındaki görüş
ve düşüncelerini kendisine yakışır bir hitap ve ikna gücüyle şöyle dile
getirmiştir :
" Vasıf Bey, bir konuşmasında demiş ki: «Biz Sakarya
Muharebesi’nden sonra, işte hala kıpırdayamadık, kıpırdayamıyoruz.» Bu söz,
bazılarının «bravo» sesleriyle ve alkışlarıyla karşılanmış.
Efendiler, buna pek üzüldüm ve kahroldum, çok utanç duydum.
Ordunun kıpırdamamasını ve kıpırdamayacağını iddia eden bir gafilin sözlerini
alkışlamak, cidden çok gariptir.
Rica ederim, bunu burada gömelim, kimse işitmesin!
İşte Efendiler, Başkomutanlığın gereksizliğini ispatlamak
için söylenen sözlerin bellibaşlıları bunlardan ibaretti. Benim de bu sözlere
verebileceğim karşılıklar dinlendi. Bundan sonra düşünüp karar vermek Meclis’e
düşer.
Yalnız bir gerçeği gözler önüne sermek zorundayım. Yüce
Meclis’in, Başkomutanlığın gereğine inandığına şüphe olmamakla birlikte,
muhalefetin, hiç bir temele dayanmayan tutumu, Meclis kararının istenilmeyen
bir şekilde çıkmasına yol açtı. Bunun sonucu ne oldu, Efendiler, biliyor
musunuz? Başkomutanlık iki gündür belirsiz bir durumda ve boşluktadır.
Şu dakikada ordu komutansızdır. Eğer ben orduya komuta
etmekte devam ediyorsam, kanunsuz olarak komuta ediyorum. Meclis’te beliren oy
sonuçlarına göre, hemen komutadan el çekmek isterdim. Başkomutanlığımın sona
erdiğini hükümete bildirdim. Fakat, önlenmesi imkansız bir felakete meydan
vermeme mecburiyeti ile karşı karşıya geldim. Düşman karşısında bulunan ordumuz
başsız bırakılamazdı. Bunun için bırakmadım, bırakamam ve bırakmayacağım."